dile kolay; 13 gün olmuş son havadisten bu yana..
bunu yapmamalıydım aslında. tamam, iş yükü gibi son derece güzel bir bahanem var ama elbette blog yazacak ya da en azından aklımdakileri -yaa unutmadan yazayım- yazabileceğim güzel zaman dilimleri oldu bu zaman zarfında.
neyse. madem böyle oldu, olmuşken böyle kalsın bu seferlik. ben şu korkunç iş yüküm bir nebze olsun hafiflediğinde anlatayım size başımdan geçenleri.
çok yakında!
28 Mayıs 2008 Çarşamba
5 Mayıs 2008 Pazartesi
craig armstrong - this love
muhtemelen 1-2 yıl evel, duygu vasıtasıyla tanıştığım muazzam bir şarkıdır this love. playlistimde her daim bulunurdu, çaldığında da dinlerdim ama son zamanlarda fena halde ilgimi çekmeye başladı.
bakın bir dinleyin,
"sevmedim" derseniz büyük yalancı olacaksınız. hiç yakışmayacak size.
bakın bir dinleyin,
"sevmedim" derseniz büyük yalancı olacaksınız. hiç yakışmayacak size.
1 Mayıs 2008 Perşembe
bilinsin ki
- hayat, adına hiçbir kullanım kitapçığı yazılamayacak kadar değerlidir.
hayatın anlamını ve yaşamı basılı/yazılı/görsel kaynaklar değil; tecrübe tanımlar.
- koşullar hayatı ve kişiliği etkiler lakin yaşananların sorumluları hiçbir zaman koşullar değildir.
en sağlam mazeret bile mazur görülmek için neden teşkil etmez.
- affetmek erdem olabilir ama fazlasının baş ağrısı yaptığını da unutmamak lazım.
hiçbir özür geçmişi değiştirecek kudrete sahip değildir.
- alışılamayacak hiçbir koşul yoktur.
"ben nasıl yaşarım böyle?" demeyin. yaşarsınız. alışırsınız. basite indirgeyin, rahat olun biraz.
- istisnasız; her şeyin fazlası zarardır. zararlıdır.
seks, portakal suyu, origami, dövme, sohbet, para, spor dahil.
- insan değişmez, gelişir. "değiştim" diyen yalancının önde gidenidir. değişerek geliştim diyenler başbakan olur.
değişmeye çalışmayın; değiştiğini iddia edene de inanmayın. insanları oldukları gibi kabul etmek ve "alışmaya çalışmak" en temizidir lakin yine de bu demek değildir ki; ibne geldiniz, ibne gideceksiniz. ibne olmayın. biraz değişebilirsiniz.
- zaman hiçbir şeyin ilacı değildir.
akıllı olun. zaman hiçbir problemi çözmez, alışkanlıklar çözer. tek sorun alışmanın zaman almasıdır. kaybolan hiçbir şey yok yani.
- her şey biter.
hüzün, mutluluk, keder, keyif, aşk, para, sevgi, ilişki, huzur. her dakika "nasılsa biter, siktir et" demek saçma da olsa, biteceğini unutmayın. hayat tek bir duyguya bağlanamayacak kadar da değerlidir.
hayatın anlamını ve yaşamı basılı/yazılı/görsel kaynaklar değil; tecrübe tanımlar.
- koşullar hayatı ve kişiliği etkiler lakin yaşananların sorumluları hiçbir zaman koşullar değildir.
en sağlam mazeret bile mazur görülmek için neden teşkil etmez.
- affetmek erdem olabilir ama fazlasının baş ağrısı yaptığını da unutmamak lazım.
hiçbir özür geçmişi değiştirecek kudrete sahip değildir.
- alışılamayacak hiçbir koşul yoktur.
"ben nasıl yaşarım böyle?" demeyin. yaşarsınız. alışırsınız. basite indirgeyin, rahat olun biraz.
- istisnasız; her şeyin fazlası zarardır. zararlıdır.
seks, portakal suyu, origami, dövme, sohbet, para, spor dahil.
- insan değişmez, gelişir. "değiştim" diyen yalancının önde gidenidir. değişerek geliştim diyenler başbakan olur.
değişmeye çalışmayın; değiştiğini iddia edene de inanmayın. insanları oldukları gibi kabul etmek ve "alışmaya çalışmak" en temizidir lakin yine de bu demek değildir ki; ibne geldiniz, ibne gideceksiniz. ibne olmayın. biraz değişebilirsiniz.
- zaman hiçbir şeyin ilacı değildir.
akıllı olun. zaman hiçbir problemi çözmez, alışkanlıklar çözer. tek sorun alışmanın zaman almasıdır. kaybolan hiçbir şey yok yani.
- her şey biter.
hüzün, mutluluk, keder, keyif, aşk, para, sevgi, ilişki, huzur. her dakika "nasılsa biter, siktir et" demek saçma da olsa, biteceğini unutmayın. hayat tek bir duyguya bağlanamayacak kadar da değerlidir.
30 Nisan 2008 Çarşamba
rio de janeiro ve ötesi

bir zaman önce meksika hayranlığımdan bahsetmiştim. onun aslı biraz konsepte dayansa da, meksika ve mexico city, "ölmeden görülmesi gereken yerler" listemde ikinci sırayı hakkediyor.
ama;
yakinen tanıyanlar bilirler ki; gönlümün birincisi, birincilerin sultanı, sultanların dansı(?!) her daim rio de janeiro olmuş, hatta yer yer ruhsal bozukluk seviyesinde yaşama amacım haline geldiği de görülmülştür.
şimdi bir rio'ya bakıyorum, bir göztepe / minibüs caddesine.
moral bozukluğu başka bir şey değil.
28 Nisan 2008 Pazartesi
küçük ama işlevsel: marie digby
az önce radore'den ömer vasıtası ile marie digby adındaki bu güzel ile tanışma fırsatı buldum.
kendisi hem japon, hem ufak tefek, hem güzel, hem de güzel şarkı söylüyor. üstelik söylediği şarkılar orjinallerinden çok daha güzel oluyor. dinleseniz kesin seversiniz.
şöyle kendi favorilerimdem bir bukle tattırayım size;
marie digby - gimme more (britney spears)
marie digby - umbrella (rihanna)
marie digby - what i've done (linkin park)
ben özellikle gimme more'u çok beğendim.
aferim kıza.
kendisi hem japon, hem ufak tefek, hem güzel, hem de güzel şarkı söylüyor. üstelik söylediği şarkılar orjinallerinden çok daha güzel oluyor. dinleseniz kesin seversiniz.
şöyle kendi favorilerimdem bir bukle tattırayım size;
marie digby - gimme more (britney spears)
marie digby - umbrella (rihanna)
marie digby - what i've done (linkin park)
ben özellikle gimme more'u çok beğendim.
aferim kıza.
geri döndüm!
son 10 gündür ilk defa henüz ayaklarımı uzatabildim ve hem bedenen, hem ruhen; yorgunluktan/gerginlikten ölmek üzereyim, o sebeptendir ki "ben geldim" deyip uyumak niyetindeyim.
burayı unutmuş değilim yani. hem kafa izni aldım sözlükten de, iyice içli dışlı oluruz artık blogger vasıtasıyla..
burayı unutmuş değilim yani. hem kafa izni aldım sözlükten de, iyice içli dışlı oluruz artık blogger vasıtasıyla..
18 Nisan 2008 Cuma
üç doğru
bakınız günlük hayatta başarıya giden patikadan aşağı düşmemek için asla sekteye uğramaması gereken üç doğru varmış; (bu kuramı yarak kişisel gelişim kitaplarından değil, bizzat hayatın kendisinden arakladım)
* doğru zaman
* doğru karar
* doğru hareket
doğru zamanda doğru kararı verip doğru şekilde uygulayınız. farkı görecek ve gözlerinize inanamayacaksınız! (best seller idi kitap evet)
* doğru zaman
* doğru karar
* doğru hareket
doğru zamanda doğru kararı verip doğru şekilde uygulayınız. farkı görecek ve gözlerinize inanamayacaksınız! (best seller idi kitap evet)
15 Nisan 2008 Salı
tükeneceğiz
gecenin bir köründe (04:53'de mesela) ansızın tükenen kahve, sigara, çay ya da yemek benzeri dört kişilik ciddi bir iş toplantısının (ki hakikaten ciddi) temel tüketim maddelerinin niceliklerinden şikayetçiyim.
bitmesinler arkadaşım.
kabul ediyorum, daha makul bir saatte hesaplanabilir bu ihtimal ama atlamışız. şimdi böyle mi cezalandırılmalıyız? böyle mi ehlileştiriliyoruz?
hiç hoş değil.
bitmesinler arkadaşım.
kabul ediyorum, daha makul bir saatte hesaplanabilir bu ihtimal ama atlamışız. şimdi böyle mi cezalandırılmalıyız? böyle mi ehlileştiriliyoruz?
hiç hoş değil.
14 Nisan 2008 Pazartesi
neyin var?
aklınızda olsun diye yazıyorum;
karşınızdaki insana sürekli "neyin var" diye sorma ihtiyaci hissediyor ve soruyor, akabinde ise "bir şeyim yok","bilmem ki","yaa çok sıcaktı bugün" gibi sallama cevaplar alıyorsanız o şeyin sebebi bizzat sizsinizdir.
karşınızdaki insana sürekli "neyin var" diye sorma ihtiyaci hissediyor ve soruyor, akabinde ise "bir şeyim yok","bilmem ki","yaa çok sıcaktı bugün" gibi sallama cevaplar alıyorsanız o şeyin sebebi bizzat sizsinizdir.
9 Nisan 2008 Çarşamba
muslukçu geri dönmüş!
saatlerimiz yine sabah 6'yı gösteriyor ama durmuyor, çalışıyoruz. yaklaşık 1 saat kadar önce hafiften daralmış, çalışmaya ufak bir ara vermiş, o arayı da office snapshots'dan facebook, google, microsoft, digg, yahoo, flickr gibi popüler uygulamaların ofislerinin fotoğraflarını inceleyip fikir edinmeye adamıştım. tam siteyi kapatıp işe dönmek üzereydim ki; fotoğraf listesinde canımız ciğerimiz digg'i görünce aklıma geldi, ne var ne yok diye bakmak üzere digg.com'a daldım.ekibin yazdığı 1-2 blog okudum, sonra nasıl oldu bilmiyorum; kendimi about digg sayfasında digg çalışanlarının favorilerini incelerken buldum. (ne çok digg dedim)
derken ne göreyim?
favori listelerinden bir tanesinde, -üstelik ilk sırada- bir çoğunuzun "super mario" olarak tanıdığı, benim ise yıllardır "antipatik ibne", "muslukçu göt" şeklinde tabir ettiğim, çocukluğumu bitiren o adamın javascript oyunu ile karşılaştım. dayanamadım, hemen test ettim; onayladım. kodlayana "ömür boyu bravo vallahi çocuğa" ödülünü vermekten zerre çekinmedim.
oynanabilirliği neredeyse dos sürümü ile aynı ve her zamanki gibi son derece sıkıcı! tek çarpıcı yanı javascript olması ve mozilla firefox ile sorunsuz olarak oynanabilmesi.
neyse, velhasıl;
pos bıyıklı cüce muslukçulardan hoşlanıyorsanız ve herhangi bir ortamda canınız aniden super mario çekiyorsa kendisine şuradan erişebilir, muslukçuyu mutlu etmek için yapmamanız gereken bilimum şaklabanlığı yapabilirsiniz..
adam yıllarca prenses prenses diye yedi bitirdi hepimizi be.. nesini seviyorsanız..