ipucu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ipucu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2008 Perşembe

bağırma bana!

bir insana bağırarak "bağırma bana" derseniz, o an bağırmıyor olsa bile bağırmaya başlar. ona göre.

24 Ekim 2008 Cuma

bi benjamin linus vardı ya hani..

aşağıdaki ipucu lost izlemeyenleri bağlamayacağı gibi, izleyenler için de spoiler içermemektedir..

tip of the day;
günün birinde the legend of zorro'yu tekrar izlerseniz (hepinizin izlemiş olduğunu varsaydım anlayabileceğiniz üzere) alejandro de la vega abimizin mahpusluğu esnasında parmaklıklara yaklaşan amerikan ajanlarına dikkat edin. bir tanesi tehlikeli olabilir..

11 Temmuz 2008 Cuma

hayat bu kadar acımasız olmak zorunda mı?

az önce istatistikleri incelerken dikkatimi çekti, bu hafta içerisinde bir tanesi isviçre'den olmak üzere toplam 9 farklı kişi "hayat bu kadar acımasız olmak zorunda mı?" anahtar kelimelerini kullanarak google üzerinden blogumuzu bulmuşlar. (hadi türkiye'de yaşayan türklerin ve hatta türkiye'de yaşayan herkesin bu soruyu sormasını/soruyor olmasını anlarım da; isviçre'de ikamet eden ziyaretçimizin ruh halini çözemiyorum)

şayet kendileri herhangi bir sebepten ötürü bir defa daha uğrarlarsa ben arayıp da bulamadıkları o cevabı vermek istiyorum müsadenizle;

hayır.
ama zaman zaman olabilir. büyütmeyin, derin nefes almayı deneyin.

lan manyak mısınız oğlum? ne bu tripler allahaşkına ya? bak hele sen isviçreli, hiç yakıştı mı sana? oldu mu hiç?
lütfen.

ekleme;
bir arkadaşım ekolünden olmayan birkaç arkadaşım "neden insanların acılarını taşak malzemesi yapıyorsun? nedir yani, yeryüzündeki hiçbir acı mı çift dingilli değil? sana göre acı dediğimiz şeyin bir kısmı isot, kalan kısmı da 13 yaşında hayatı çözdüğünü sanan gerizekalıların ruh hallerindeki dalgalanmalardan mı ibaret?" diye sordular. daha büyük yanlış anlaşılmalara mahal vermemek adına kendilerine acının google aramaları ile dindirilebilecek türden bir şey olmadığını ve anlamını bilmediğim kelimeleri kati surette cümle kurmak için kullanmadığımı hatırlatmak isterim.

acıyla taşak geçmek, insanların acılarını küçümsemek falan yok yani.hem nerden biliyoruz/biliyorsunuz "hayat bu kadar acımasız olmak zorunda mı?" isminde bir kitap, bir film ne bileyim bir dizi falan olmadığını? eah! kızdım!

14 Haziran 2008 Cumartesi

ruhumu kaybettim, hükümsüzdür!

ömürlük iki dost ile, sıcak bir cumartesi sabahı hava henüz aydınlanırken yapacağınız bir kahvaltı varsa ve şaka olsun, gülelim diye hiç üşenmez; bahçeye inip bir iki gül kopartır, kahvaltı masasını gül yapraklarıyla donatırsanız biliniz ki ruhunuzu kaybetmişsinizdir..

hakikaten şaka olur. gülünür.
çaylar içilir, gül yaprakları patlatılır. sonra çocuklar gider. gül yaprakları atılır. bir sigara yakılır ve derin bir "vay anasını!" çekilir; detayında sıcak servis edilir.

afiyet olsun.

1 Mayıs 2008 Perşembe

bilinsin ki

- hayat, adına hiçbir kullanım kitapçığı yazılamayacak kadar değerlidir.
hayatın anlamını ve yaşamı basılı/yazılı/görsel kaynaklar değil; tecrübe tanımlar.

- koşullar hayatı ve kişiliği etkiler lakin yaşananların sorumluları hiçbir zaman koşullar değildir.
en sağlam mazeret bile mazur görülmek için neden teşkil etmez.

- affetmek erdem olabilir ama fazlasının baş ağrısı yaptığını da unutmamak lazım.
hiçbir özür geçmişi değiştirecek kudrete sahip değildir.

- alışılamayacak hiçbir koşul yoktur.
"ben nasıl yaşarım böyle?" demeyin. yaşarsınız. alışırsınız. basite indirgeyin, rahat olun biraz.

- istisnasız; her şeyin fazlası zarardır. zararlıdır.
seks, portakal suyu, origami, dövme, sohbet, para, spor dahil.

- insan değişmez, gelişir. "değiştim" diyen yalancının önde gidenidir. değişerek geliştim diyenler başbakan olur.
değişmeye çalışmayın; değiştiğini iddia edene de inanmayın. insanları oldukları gibi kabul etmek ve "alışmaya çalışmak" en temizidir lakin yine de bu demek değildir ki; ibne geldiniz, ibne gideceksiniz. ibne olmayın. biraz değişebilirsiniz.

- zaman hiçbir şeyin ilacı değildir.
akıllı olun. zaman hiçbir problemi çözmez, alışkanlıklar çözer. tek sorun alışmanın zaman almasıdır. kaybolan hiçbir şey yok yani.


- her şey biter.
hüzün, mutluluk, keder, keyif, aşk, para, sevgi, ilişki, huzur. her dakika "nasılsa biter, siktir et" demek saçma da olsa, biteceğini unutmayın. hayat tek bir duyguya bağlanamayacak kadar da değerlidir.

18 Nisan 2008 Cuma

üç doğru

bakınız günlük hayatta başarıya giden patikadan aşağı düşmemek için asla sekteye uğramaması gereken üç doğru varmış; (bu kuramı yarak kişisel gelişim kitaplarından değil, bizzat hayatın kendisinden arakladım)

* doğru zaman
* doğru karar
* doğru hareket

doğru zamanda doğru kararı verip doğru şekilde uygulayınız. farkı görecek ve gözlerinize inanamayacaksınız! (best seller idi kitap evet)

14 Nisan 2008 Pazartesi

neyin var?

aklınızda olsun diye yazıyorum;

karşınızdaki insana sürekli "neyin var" diye sorma ihtiyaci hissediyor ve soruyor, akabinde ise "bir şeyim yok","bilmem ki","yaa çok sıcaktı bugün" gibi sallama cevaplar alıyorsanız o şeyin sebebi bizzat sizsinizdir.