önceden cumartesi gecelerimiz fevkalade keyifli ve ertesi sabah hatırlan(a)mayacak kadar bol alkollü geçerdi.
ne olduysa, son 2-3 aydır pek tat alamıyorum cumartesi gecelerinden. öyle ki eve gelip, bilgisayarımın şifresini tek seferde yazıp, bir süre e-posta ve google reader okuyup düzgün bir türkçe ile blog bile yazabiliyor; tatsız -ya da yeterince tatlı olmayan- cumartesi gecemden bahsedebiliyorum.
süper eğelcenli cumartesi gecelerim geri dönsün lütfen.
salı gecesi manyakça dağıtıp çarşamba günü 23 saat çalışmanın hiç manası yok zira.
yeterince güzel geçmeyen cumartesi gecelerinden şikayetçiyim.
.. ama yine de çok içtim. ulan madem eğlenceli değil neden içiyorsun bu kadar hayvan?
şikayetçiyim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
şikayetçiyim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Şubat 2009 Pazar
19 Aralık 2008 Cuma
erkeksin di mi?
peki çirkince bir dişinin dedikodusunu yaparken "dayak kaldırır ama o kız" diyen arkadaşıma "anca dayak kaldırır zaten" demiş olmam ne kadar ayıp?
arkadaşım lan o benim?
şu erkeklik genleri çirkinleştiriyor zaman zaman insanı.
epey güldük gerçi.
nonoş musun lan sen? düzeltmesi: hayır arkadaşım erkeklik genlerim ve pipimle gayet mutluyum. hormonal bir şikayetim de yok çok şükür. anlık bir tiksintiydi bu. geçti.
arkadaşım lan o benim?
şu erkeklik genleri çirkinleştiriyor zaman zaman insanı.
epey güldük gerçi.
nonoş musun lan sen? düzeltmesi: hayır arkadaşım erkeklik genlerim ve pipimle gayet mutluyum. hormonal bir şikayetim de yok çok şükür. anlık bir tiksintiydi bu. geçti.
19 Kasım 2008 Çarşamba
yine uyuyamıyorum!
bu sabah (dün aslında, salı yani) 9'da kalktım ve gece yarısı 1'e kadar aralıksız çalıştım. hadi kafamın dağınıklığını, zihinsel yorgunluğumu falan geçtim; 13 saat boyunca -tekrar ediyorum- aralıksız olarak monitör(ler)e bakmış bir insanın gece yarısı saat 1.30'da yatıp uyuyamaması neyin nesidir blog? neyin işaretidir? ulan hiç değilse gözleri yorulur insanın, hatır için uyur be.
hayır sıkıntı şu ki bu hadise bir haftadır böyle sürüp gidiyor ve ben yine asla kalkmak istediğim saatte kalkamıyorum. yani gece uyuyamayıp sabah da uyuyamasam sorun yaşamayacağım aslında.
kafamı yastığa koyduğumda düşünecek süper rahatlatıcı ve uyku getirici şeylere ihtiyacım var. yattığım andan itibaren iş güç düşünmeye başlıyorum. onu böyle yapmalı, şunu düzeltmeli, bunu eklemeli, öyle olmaz böyle yapmalı derken bir bakıyorum ki saat yine 02:30 olmuş ve ben yine uyuyamamışım!
yeter lan!
hayır sıkıntı şu ki bu hadise bir haftadır böyle sürüp gidiyor ve ben yine asla kalkmak istediğim saatte kalkamıyorum. yani gece uyuyamayıp sabah da uyuyamasam sorun yaşamayacağım aslında.
kafamı yastığa koyduğumda düşünecek süper rahatlatıcı ve uyku getirici şeylere ihtiyacım var. yattığım andan itibaren iş güç düşünmeye başlıyorum. onu böyle yapmalı, şunu düzeltmeli, bunu eklemeli, öyle olmaz böyle yapmalı derken bir bakıyorum ki saat yine 02:30 olmuş ve ben yine uyuyamamışım!
yeter lan!
5 Kasım 2008 Çarşamba
runtime error!
ipod'umdan ne kadar memnunsam itunes'dan da o kadar şikayetçiyim.
sonuna kadar standart, tüm güncelleştirmeleri düzenli olarak yapılmış, orjinal, cillop gibi bir windows xp'de itunes kadar çalış(a)mayan ikinci bir uygulama daha emiinim ki olmayacak.
playlist değiştirmeye korkar oldum ulan?
apple apple gel sikime takıl der giderim.
bıktım be!
edit: yaşasın winamp ipod plugin, yaşasın winamp media library!
sonuna kadar standart, tüm güncelleştirmeleri düzenli olarak yapılmış, orjinal, cillop gibi bir windows xp'de itunes kadar çalış(a)mayan ikinci bir uygulama daha emiinim ki olmayacak.
playlist değiştirmeye korkar oldum ulan?
apple apple gel sikime takıl der giderim.
bıktım be!
edit: yaşasın winamp ipod plugin, yaşasın winamp media library!
22 Ekim 2008 Çarşamba
ben nası kötü adam olucam?
şimdi hemen hepiniz "hadi lan ordan" diyeceksiniz ama ben size göre fazla iyiyim kuzum. hatta herkese göre fazla iyiyim. iyi olmak istemiyorum lan! totoş olucam ben!
iyi olmaktan şikayetçiyim arkadaşım.
kötü, derbeder, gevşek, düzenbaz, sapkın bir adam olmak istiyorum. hatta adam olmak bile istemiyorum bak. (gergin miyim biraz ne)
na buraya yazdım.
iyi olmaktan şikayetçiyim arkadaşım.
kötü, derbeder, gevşek, düzenbaz, sapkın bir adam olmak istiyorum. hatta adam olmak bile istemiyorum bak. (gergin miyim biraz ne)
na buraya yazdım.
14 Temmuz 2008 Pazartesi
ekşi sözlük'ten arınmak istiyorum
bu cümleyi vaktiyle feridun düzağaç, bir gazeteye verdiği röportaj esnasında kullanmıştı. kendisini çok sevmeme rağmen "hadeleağn" demiştim.
farklı sebeplerden de olsa; kendisini son günlerde çok daha iyi anlıyorum. ben de ek$i sozluk'ten arınmak istiyorum ve fakat beceremiyorum! sinir oluyorum!
şikayetçiyim! çok!
edit: arındım lan galiba..
farklı sebeplerden de olsa; kendisini son günlerde çok daha iyi anlıyorum. ben de ek$i sozluk'ten arınmak istiyorum ve fakat beceremiyorum! sinir oluyorum!
şikayetçiyim! çok!
edit: arındım lan galiba..
9 Temmuz 2008 Çarşamba
bkm mutfak
bkm mutfak, son bir senedir ve özellikle çok güzel hareketler bunlar başlamadan önce sıklıkla gittiğim(iz), bir yandan çay kahve içip bir yandan kitabınızı okuyabildiğiniz, mutfak çalışanları ile hoş-beş yapabildiğiniz, başta yılmaz erdoğan olmak üzere bilimum bkm oyuncusuyla sıklıkla karşılaşabildiğiniz, sevimli ve sıcak bir mekandı.
ne zaman gitsek boş olurdu, sevdiğimiz yönlerinden biri de buydu tabii.
yalnız bugün bir arkadaşımla konuştum. "bkm mutfak'a gittik, yer yoktu, kafe pi'de oturduk" dedi laf arasında, "nasıl yani?" dedim, "bkm mutfak'ta nasıl yer olmaz? kendinde misin sen?!" diye de ekledim.
"vallahi yoktu maralım, saatler de henüz öğleni gösteriyordu oysa ki" dedi.
(arkadaşım danimarka dükü olduğundan kelli biraz böyle kraliyet ağzı ile konuşuruz aramızda)
bak çok ciddi ve tepki dolu söylüyorum,
tamam çok güzel hareketler bunlar gerçekten keyifli, güzel bir televizyon programı olmuş ama bkm mutfak'ı elimden alacaksa sonuna kadar şikayetçiyim.
yılmaz erdoğan buna bir şey yapması lazım. tüm samimiyetimle rica ediyorum. o kadar ayarını almışlığım var. lütfen.
ne zaman gitsek boş olurdu, sevdiğimiz yönlerinden biri de buydu tabii.
yalnız bugün bir arkadaşımla konuştum. "bkm mutfak'a gittik, yer yoktu, kafe pi'de oturduk" dedi laf arasında, "nasıl yani?" dedim, "bkm mutfak'ta nasıl yer olmaz? kendinde misin sen?!" diye de ekledim.
"vallahi yoktu maralım, saatler de henüz öğleni gösteriyordu oysa ki" dedi.
(arkadaşım danimarka dükü olduğundan kelli biraz böyle kraliyet ağzı ile konuşuruz aramızda)
bak çok ciddi ve tepki dolu söylüyorum,
tamam çok güzel hareketler bunlar gerçekten keyifli, güzel bir televizyon programı olmuş ama bkm mutfak'ı elimden alacaksa sonuna kadar şikayetçiyim.
yılmaz erdoğan buna bir şey yapması lazım. tüm samimiyetimle rica ediyorum. o kadar ayarını almışlığım var. lütfen.
25 Haziran 2008 Çarşamba
gereksiz duyarlılık pozları
muhakkak ki denk gelmişsinizdir; "siz daha maç peşinde koşun; tuzla'da insanlar ölüyor, imkb dev bir zebra tarafından çiğnenmiş çekirgeden farksız halde, seçim meçim derken siyasi belirsizlik aldı yürüdü, evet evet euro 2008, türkiye, aferim size!" insancıklarından nasıl şikayetçi olduğumu anlatamam!
ulan maç izliyoruz, final bekliyoruz, heyecandan ölüyoruz. bi maç keyfimiz var'a getirmek istemiyorum ama hakikaten; bi maç keyfimiz var, ne istiyorsun bizden be?
sanki türkiye gruptan çıkamasaydı siyasi belirsizlik olmayacaktı. imkb rekor kıracaktı.
bak avrupada kazanılan bu galibiyetlerin ülke ekonomisine ve insanların birbirleri ile olan bağlarına, en azından birbirlerine karşı olan bakış açılarına olan pozitif etkilerinden falan hiç bahsetmiyorum, her şeye rağmen gösterilen bu tamamen "yersiz" ve "poz" dışında hiçbir anlam ifşa etmeyen sözde duyarlılığı da anlayışla karşılamaya çalışıyorum, cehalete falan bağlamaya gayret ediyorum ama bize neden laf iteliyorsunuz lan?
maç izlerken iki kadeh rakı içtik, gol atınca zıpladık da mı takla attı ekonomi? ben mi götürdüm abdullah'ı çankaya'ya? tuzla'ya seri katil mi yerleştirdik arkadaşlarla?
bırak şu şampiyona bitene kadar konuşmayalım bunları. zaten yıllardır konuşmadık mı, dert yanmadık mı, yeri geldi; karanlığa mum yakmaya çalışmadık mı? elimize ne geçti? hiç!
e bırak şu şampiyona bitsin. hatta bitmesin, gel yine konuşalım bunları. 22 kişi top oynuyor diye kimsenin görmezden geldiği yok ki sorunları? sen poza giriyorsun, maç vakti tırnaklarını yiyen adama siyasi belirsizlik anlatıyorsun, zılgıtı yiyince de duyarsız yapıyorsun. olmaz öyle.
çok fena şikayetçiyim.
gerekirse bir kaşık suda boğmaktan da hiç çekinmem. efendi olun lan biraz, terbiyesizler.
ulan maç izliyoruz, final bekliyoruz, heyecandan ölüyoruz. bi maç keyfimiz var'a getirmek istemiyorum ama hakikaten; bi maç keyfimiz var, ne istiyorsun bizden be?
sanki türkiye gruptan çıkamasaydı siyasi belirsizlik olmayacaktı. imkb rekor kıracaktı.
bak avrupada kazanılan bu galibiyetlerin ülke ekonomisine ve insanların birbirleri ile olan bağlarına, en azından birbirlerine karşı olan bakış açılarına olan pozitif etkilerinden falan hiç bahsetmiyorum, her şeye rağmen gösterilen bu tamamen "yersiz" ve "poz" dışında hiçbir anlam ifşa etmeyen sözde duyarlılığı da anlayışla karşılamaya çalışıyorum, cehalete falan bağlamaya gayret ediyorum ama bize neden laf iteliyorsunuz lan?
maç izlerken iki kadeh rakı içtik, gol atınca zıpladık da mı takla attı ekonomi? ben mi götürdüm abdullah'ı çankaya'ya? tuzla'ya seri katil mi yerleştirdik arkadaşlarla?
bırak şu şampiyona bitene kadar konuşmayalım bunları. zaten yıllardır konuşmadık mı, dert yanmadık mı, yeri geldi; karanlığa mum yakmaya çalışmadık mı? elimize ne geçti? hiç!
e bırak şu şampiyona bitsin. hatta bitmesin, gel yine konuşalım bunları. 22 kişi top oynuyor diye kimsenin görmezden geldiği yok ki sorunları? sen poza giriyorsun, maç vakti tırnaklarını yiyen adama siyasi belirsizlik anlatıyorsun, zılgıtı yiyince de duyarsız yapıyorsun. olmaz öyle.
çok fena şikayetçiyim.
gerekirse bir kaşık suda boğmaktan da hiç çekinmem. efendi olun lan biraz, terbiyesizler.
17 Haziran 2008 Salı
uyuyamıyorum!
bak çok açık, hiç utanmadan söylüyorum; ben ki bir yatışta en az iki günlük uyuyan ve bununla sonuna kadar gurur duyan, tüm kainata örnek olabilecek kapasitede tembel bir adamdım 2-3 ay öncesine kadar. sonra birden bir şey oldu. uykularım kaçmaya, parçalanmaya başladı. başlarda çok sallamadım, geçer dedim, çaydan; kahvedendir diye geçiştirdim.
ama böyle iş olmaz arkadaş. çayı, kahveyi geç; bir kasa enerji içeceği içse böyle uyku sorunu yaşamaz insan. uykusuzluktan ölür vaziyette bile olsam; en geç 3 saat sonra uyanıyorum ve devamında 10 saniye bile uyuyamıyorum. işin kötüsü, 3 saat uyuduğum için gün içerisinde herhangi bir sorun da yaşamıyorum.
sabaha karşı 3'de yatıp, 6'da -3 saat sonra!- son derece şen ve dinamik uyanmak -üstelik ne o saatte uyanmak, ne dinamik ne de şen olmak için hiçbir sebep yokken!- ne tür bir uyku rahatsızlığıdır, ne tür bir manyaklıktır?!
çok şikayetçiyim. kayıtlara geçsin.
uyumak istiyorum ulan!
yeter!
ama böyle iş olmaz arkadaş. çayı, kahveyi geç; bir kasa enerji içeceği içse böyle uyku sorunu yaşamaz insan. uykusuzluktan ölür vaziyette bile olsam; en geç 3 saat sonra uyanıyorum ve devamında 10 saniye bile uyuyamıyorum. işin kötüsü, 3 saat uyuduğum için gün içerisinde herhangi bir sorun da yaşamıyorum.
sabaha karşı 3'de yatıp, 6'da -3 saat sonra!- son derece şen ve dinamik uyanmak -üstelik ne o saatte uyanmak, ne dinamik ne de şen olmak için hiçbir sebep yokken!- ne tür bir uyku rahatsızlığıdır, ne tür bir manyaklıktır?!
çok şikayetçiyim. kayıtlara geçsin.
uyumak istiyorum ulan!
yeter!
13 Haziran 2008 Cuma
seni öldürmeyen şey hissizleştirir!
friedrich nietzsche kişisinin şu meşhur sözü var ya; seni öldürmeyen şey güçlü kılar..
ondan şikayetçiyim.
üstelik hiç de makul ve mantıklı bir bakış açısı olduğunu düşünmüyorum. öldürmeyen şeyin güçlü kıldığı falan yok arkadaşım. öldürmeyen şey hissizleştiriyor; çok açık!
şahsen daha fazla hissizleşmek istemiyorum.
son derece şikayetçi ve tepkiliyim.
öldürmeyen şey güçlü kılarmış..
yok yaa?
ondan şikayetçiyim.
üstelik hiç de makul ve mantıklı bir bakış açısı olduğunu düşünmüyorum. öldürmeyen şeyin güçlü kıldığı falan yok arkadaşım. öldürmeyen şey hissizleştiriyor; çok açık!
şahsen daha fazla hissizleşmek istemiyorum.
son derece şikayetçi ve tepkiliyim.
öldürmeyen şey güçlü kılarmış..
yok yaa?
15 Nisan 2008 Salı
tükeneceğiz
gecenin bir köründe (04:53'de mesela) ansızın tükenen kahve, sigara, çay ya da yemek benzeri dört kişilik ciddi bir iş toplantısının (ki hakikaten ciddi) temel tüketim maddelerinin niceliklerinden şikayetçiyim.
bitmesinler arkadaşım.
kabul ediyorum, daha makul bir saatte hesaplanabilir bu ihtimal ama atlamışız. şimdi böyle mi cezalandırılmalıyız? böyle mi ehlileştiriliyoruz?
hiç hoş değil.
bitmesinler arkadaşım.
kabul ediyorum, daha makul bir saatte hesaplanabilir bu ihtimal ama atlamışız. şimdi böyle mi cezalandırılmalıyız? böyle mi ehlileştiriliyoruz?
hiç hoş değil.
7 Nisan 2008 Pazartesi
uykusuz her gece
hayattaki en büyük aşkım hiç şüphesiz ki işim ama (her daim biraz tembel, biraz yoğun olmamdan kelli) gece diyemeyeceğim; uyku vaktinde çalışmaktan çok şikayetçiyim. hayır öyle bir hal aldım ki uykum geldiğinde uyumadığım zaman, ertesi gün ve takip eden 3 gün boyunca 40 saat bile uyusam brokoli formundan çıkamıyorum. doğru tepkiler veremiyorum, şuh kahkahalar atamıyorum, hatta bugün fark ettiğim üzere trafiğe çıktığımda minibüs yolunda bostancı - kadıköy dolmuşu çeken dolmuşçulardan farklı olmuyorum. sadece çalışabiliyorum. aşmalıyım bunu.
sıradaki güzellik yarışmasında güzellerimizden bir tanesi -mümkünse en güzeli- bana düzenli bir hayat ve bol uyku dilesin lütfen.
öptüm.
sıradaki güzellik yarışmasında güzellerimizden bir tanesi -mümkünse en güzeli- bana düzenli bir hayat ve bol uyku dilesin lütfen.
öptüm.