4 Kasım 2008 Salı

koy beni gözlerine

tahmin edebileceğiniz üzere senin aşkın bana şampuan faciası yaşar dinlemeye devam etmeme engel olamadı.

"sence en güzel yaşar şarkısı hangisi?" deseniz muhtemelen tökezlerim ama hayali bir top 3 olsa, aklıma ilk gelen şarkılardan bir tanesi koy beni gözlerine olur herhalde.

eser ile ilgili detayları sözlükten edinebilir, derhal dinlemek için ise aşağıdaki sevimli kutucuğu kullanabilirsiniz.

sevimli kutucuk:










kravatlı amcalara not:
bu muazzam şarkı olur da çalarsa biliniz ki tanıtım amaçlıdır, mümkün değil download edilemez ama olur da edilirse bile 24 saat içinde bla bla bla..

ulan bu sefer de benim yüzümden kapatacaklar blogger'ı..
bu kıyağı babası yapmaz adama. sevildiğinizi bilin.

3 Kasım 2008 Pazartesi

senin aşkın bana şampuan?!

az önce korkunç bir şey fark ettim sevgili ziyaretçi!

yaşar'ın göz yakmayan adında bir şarkısı var ve üstelik bu şarkıyı ajdar, hepsi, serdar ortaç falan değil bizzat yaşar söylüyor!

bak sözlerini yazıyorum, dikkatle oku ve nakarata dikkat et lütfen!

yandığım çok oldu
nazarla göz oldu
birdenbire karşımda
sen diye göz doldu

yaşım da çok oldu
başıma gelen sondu
birdenbire karşımda
dillere söz oldu

her gün yıkanmayan
gözüme ziyan
bana yalvaran
nerede şu an

senin aşkın bana şampuan
ne yüzü ne de gözümü yakmayan


her gün ağlayan
bana yalvaran
gözüme ziyan
nerede şu an

senin aşkın bana şampuan
ne yüzü ne de gözümü yakmayan


ah bir bilsen
ah bir görsen
senin aşkın yarı şaşkın
göz yakmayan


yaşar bu şarkıyı yazarken ne içtiyse aynından istiyorum!

arsenal vs. fenerbahçe

efendim gönüllerimizin şampiyonlar ligi şampiyonu fenerbahçe, 5 kasım 2008 günü emirates arena'da arsenal'ın konuğu olacak.


bu sezon şampiyonlar liginde arsenal ile oynadığı ilk maçı kendi evinde 5-2 kaybeden fenerbahçe'ye ve fenerbahçe camiasına çarşamba günü oynayacakları maç için öncelikle şans (sabır mı demeliydim yoksa) diliyorum.

şimdi fena da sayılmaz aslında, arsenal'ın adebayor, walcott ve sagna gibi üç önemli oyuncusu sakat, bana öyle geliyor ki bu defa kolay kolay 5 atamayacaklar. kendi adıma 2-1 ya da 3-1 gibi net bir skor beklerken, şanlı fenerbahçemizin esas üstünde durması gereken konunun, gerçekleri tarih yazar, tarihi de galatasaray! cümlesinde geçen galatasaray'dan kaç yiyeceği olduğunu da hatırlatmadan geçmek istemiyorum.

youtube var mı bilmiyorum ama günün anlam ve önemine binaen şunu da yenileyip öyle bitirelim;
http://www.youtube.com/watch?v=7hBTKLGV7jc

"şanlı fenerbahçemiz"
hay allah ya ahahaha!

edit: cevabı burda.

mintax!


blog,

neden bilmiyorum ama sabahın bu saatinde, hafif de alkollü bir halde; internet aleminde ne oluyor ne bitiyor, networklerimiz ne alemde, trafiğimiz ne durumda, sunucular hallerinden memnunlar mı falan diye bakınırken aklıma geldi;

- "nasıl becerdin?"
- "mintaxla canım mintaxla, mintaxla canım mintaxla.."

iyi miyim bilmiyorum.

1 Kasım 2008 Cumartesi

yeni bir kasım..

aslında kolay kolay kaybetmem, zinhar vazgeçmem de lakin; vazgeçmeyi de bilmek gerekiyor bazen. işbu sebepten olacak ki, haksızlıkları, söylemek istediklerimi ve hatta söylemem gerekenleri bile susuyorum nicedir. ironik aslında; bir zamanlar susadığın şeyler, günün birinde susma sebebin oluveriyor. hayat.. deyip geçiyor, alışıyorsun bir zaman sonra.

ancak bazen, aradan geçen onca zamana, değişen tüm o şartlara, gidenlere ve hatta kalanlara rağmen yine düğümleniyor boğazın. yine yorgun hissediyor, yine özlüyorsun eskiyi, eskileri ya da eski günleri. şimdi sustuğun o haksızlıkları ve söylemen gerekenleri düşünüyor, haksızlığı haykırıp hakkını istemek geçiyor aklından ama bu defa da asla geri gelmeyecek üçüncü şey; geçen zaman engel oluyor, başladığın yere dönüyorsun.

doğduğum ay olmasına rağmen kasım böyle bir ay benim için. cezalı ağaçlar vardır ya hani askeriyede hep anlatılan; hah işte, kasım da aynen öyle bir ay bence. yeniden sevemiyorum kasım'ı. ne yumuşak renkleri ne de hüznü çekici gelmiyor bana epeydir.

sevmiyorum kasım'ı zira bugün -ajandamdan- kopartılmış her yaprak o ahlaksız kasım'dan bir parça aslında.

sevmiyorum kasım'ı..

24 Ekim 2008 Cuma

bi benjamin linus vardı ya hani..

aşağıdaki ipucu lost izlemeyenleri bağlamayacağı gibi, izleyenler için de spoiler içermemektedir..

tip of the day;
günün birinde the legend of zorro'yu tekrar izlerseniz (hepinizin izlemiş olduğunu varsaydım anlayabileceğiniz üzere) alejandro de la vega abimizin mahpusluğu esnasında parmaklıklara yaklaşan amerikan ajanlarına dikkat edin. bir tanesi tehlikeli olabilir..

22 Ekim 2008 Çarşamba

ben nası kötü adam olucam?

şimdi hemen hepiniz "hadi lan ordan" diyeceksiniz ama ben size göre fazla iyiyim kuzum. hatta herkese göre fazla iyiyim. iyi olmak istemiyorum lan! totoş olucam ben!

iyi olmaktan şikayetçiyim arkadaşım.
kötü, derbeder, gevşek, düzenbaz, sapkın bir adam olmak istiyorum. hatta adam olmak bile istemiyorum bak. (gergin miyim biraz ne)

na buraya yazdım.

17 Ekim 2008 Cuma

bir mutlu yıllar mesajı

bugün, yanılmıyorsam geçtiğimiz sene doğum günümde bana bence birbirimize yalnızca doğum günlerimizde hediye almamız saçma ve samimi de değil, biz birbirimize herhangi zamanlarda da hediye alırız. önemli olan içimizden gelmesi be abi? demiş süper adamın doğum günü.

kendisine geçen seneden ve hatta geçtiğimiz tüm senelerden daha şeker bir yeni yaş dileyeceğim ancak bu defa uzatıp duygu denizinde boğulmayacak ya da cıvıklaşmayacağım. (şaşırtıcı evet!)

gayet resmiyim;
mutlu yıllar!

13 Ekim 2008 Pazartesi

devrim arabaları

16 haziran 1961, ankara.

dönemin cumhurbaşkanı cemal gürsel 29 ekim cumhuriyet bayramında hazır olacak şekilde tümüyle yerli üretim olan bir otomobil imal edilmesini emreder ve bu görevi tcdd işletmesine verir. bu emir, 130 gün içerisinde 20 mühendis ile tasarlanan, üretilen ve yürütülen ilk yerli otomobil olan devrim'in doğuşunun habercisidir.

ya yaparsak!


devrim, mucizevi şekilde 130 gün içerisinde üretilir. üstelik bir değil, iki adet. araçlardan ilki yalnızca türkiye büyük millet meclisi'nin önüne kadar ilerleyebilir (yanılmıyorsam 450-500 metre kadar) ve durur. bu teknik aksaklık karşısında yine tek bir emirle devrim otomobilleri projesi süresiz olarak rafa kaldırılır ancak devrim daha sonra tekrar yürür. hatta ikincisi hala daha yürür vaziyette tcdd'nin eskişehir'de bulunan müzesinde muhafaza edilmektedir ancak bana sorarsanız o 29 ekim günü devrim otomobilleri projesinin rafa kaldırılmasını öngören emirin verilmesi, türkiye için telafi edilemez bir geri adım olarak geçer tarihe.

türkiye'de hiçbir başarı cezasız kalmaz.


ve tam 47 sene sonra, bugün; devrim otomobillerinin dramatik hikayesini konu alan devrim arabaları isimli film, tolga örnek önderliğinde çekildi, vizyon tarihi olarak da 24 ekim 2008 kararlaştırıldı. filmde taner birsel, halit ergenç, sait genay, vahide gördüm, altan gördüm, uğur polat, selçuk yöntem, haluk bilginer ve daha nice kıymetli oyuncu yer alıyor. şahsen merakla beklediğim ve medyaya yansıyan haberleriyle de yakından ilgilendiğim bir film. 24 ekim 2008 günü muhakkak ki izleyeceğim. siz de kaçırmayın derim. hatta emrederim!

"Devrim Arabaları - Ya yaparsak!" (resmi sitesi bu)

2 Ekim 2008 Perşembe

bayram tebriği

her ne kadar bayramın bitmesine 1,5 saat kalmış olsa da;

sevdiklerinizle birlikte şahane bir bayram geçirmenizi can-ı gönülden temenni ettiğimi bilmenizi isterim canlarım.

iyi bayramlar.